27 Nisan 2008 Pazar

SABIR

Müddesir Süresi 7. Ayet:

Ve yalnız Rabbin için sabret!

Kur`an`ın yetmişten fazla ayetinde geçen “صبر sabr” kelimesi genel anlamıyla, halk arasında acıya katlanma, sıkıntı ve zorluklara karşı soğukkanlılıkla direnme demektir. Ancak, Allah`ın Kur`an`da, sabırlı insanları övmesi ve onları hesapsızca ödüllendireceğini bildirmesi, bu kelimenin anlamının daha derinlemesine incelenmesini ve açıklanmasını âdeta zorunlu hale getirmektedir. Bu sebeple biz de “sabr” kelimesini daha detaylı bir şekilde açıklamaya çalışacağız:
Sabır; aklın ve dinin gösterdiği yolda sebat etmektir (kararlı olmaktır). Bazı ibadetler ve ahlâkî davranışlar insan nefsine zor gelebilir. Meselâ, cebindeki parayla bir yoksula yardım etmektense eğlenmek, çalışmaktansa gezip tozmak insanların daha çok hoşlarına gidebilir. Ya da kış günlerinde sabah erkenden kalkmak, soğuk su ile abdest alıp namaz kılmak yerine sıcacık yataktaki uyku insanlara daha cazip gelebilir. İşte bu gibi durumlarda, insanların zor şartlarını kolay eden, üşenmeden namaz kılmalarını ve uzun yaz günlerinde bitkinlik duymadan oruç tutmalarını, iyi ve doğru davranışlarda bulunmalarını sağlayan güç; sabırdır.
Sabır; aklın ve dinin gösterdiği yolda, nefsin aşırı olan istek ve arzularına direnmektir. İnsanlar çoğu zaman nefislerine hoş gelen arzularını akıl, din ve toplum kuralları doğru bulmasa da tatmin etmek isterler. İşte sabır, nefislerin kuvvetli çekim gücüne karşı insanların hiç tereddüt etmeden erdemli davranışları seçmelerini sağlayan güçtür.
Sabır; insanın elinde olmadan başına gelen ve büyük üzüntüler veren musibetlere karşı koymak, bunların üstesinden gelmektir. Bazı sıkıntılar vardır ki, insanın irade gücünü aşar. Meselâ yakınlarının veya kendi başına gelen felâketler ya da doğal afetler gibi. Bunlar insanın doğal yapısına uymayan olaylardır ve maddî yıkımlar yanında manevî yıkımlara da yol açabilir. Ya da bir savaş ortamı içinde karşı karşıya kalınabilecek yokluklar, işkenceler ve ölüm korkusu insanın irade gücünü yok edebilir. İşte bu gibi durumlarda insanın iradesini kaybetmesini önleyen, çektiği acılara rağmen Allah`a isyan etmeden mücadelesine devam edebilmesini ve ayakta kalabilmesini sağlayan güç, sabırdır.
Sabır, bütün peygamberlerin de ortak sıfatıdır. Onların sabırlarını dile getiren Kur`an ayetlerinden öğrendiklerimize göre peygamberler de, Allah`ın dinini tebliğ ederlerken çeşitli sıkıntılara uğramışlar, eziyet görmüşler, yurtlarından çıkarılmışlar, zindanlara atılmışlar fakat daima sabretmişlerdir. Dolayısıyla her Müslüman Allah`ın elçilerini örnek almalı, kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek sabırlı olmalı ve bu konuda Allah`tan yardım dilemelidir.

Ancak, sabrın ne olduğunu incelerken, ne olmadığını da belirlemek gerekir ki, kavram kargaşası doğmasın.
Sabretmek; haksız yere mahkûmiyete, miskinliğe (uyuşukluğa), zillete (hor görülmeye, aşağılanmaya) razı olmak, haksız tecavüzlere, insan onuruna gölge düşürecek saldırılara katlanmak, bunlara karşı sessiz ve pasif kalmak anlamına gelmez. Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sessiz kalmak, o davranışa ortak olmak demektir. Aksine sabır, bu tarz kötülüklerle mücadele etmek, bunlara karşı çıkmak ve bir hakkı savunmak ve korumak için çaba göstermektir, kararlı olmaktır.
İnsanın kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil, acizliktir, tembelliktir, korkaklıktır.



http://istekuran.com/index.php?page=176dc03baec48a336496710a029fcef2&id=8

Hiç yorum yok: